Hukuk Analizi

Sözleşme Hukukunda Force Majeure: Kavramın Sınırları ve 2025 Gerçekliği

Force majeure, ticari sözleşmelerin en çok tartışılan maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Pandemi sonrası dönemde Yargıtay kararlarında netleşen yorumlar, tedarik zinciri krizleri ve jeopolitik riskler göz önünde bulundurulduğunda bu maddenin nasıl kaleme alınması gerektiğini ele alıyoruz.

Özge Batur
Özge Batur · 14 dk
Sözleşme Hukukunda Force Majeure: Kavramın Sınırları ve 2025 Gerçekliği

Giriş: Neden Hâlâ Bu Kadar Önemli?

2020-2022 pandemi döneminde mahkemeler, force majeure (mücbir sebep) iddiaları ile adeta sular altında kaldı. O dönemden bu yana Yargıtay pek çok emsal karar verdi; ancak uygulamada sözleşme taraflarının hâlâ aynı hataları yaptığını görüyoruz. Çoğu ticari sözleşmede force majeure maddesi ya çok geniş tutularak anlamsızlaştırılıyor, ya da o kadar dar yazılıyor ki gerçek bir kriz anında işe yaramıyor.

Bu analizde force majeure kavramının Türk hukuku çerçevesindeki temel unsurlarını, son Yargıtay kararlarının pratiğe yansımalarını ve 2025 yılında öne çıkan yeni risk kategorilerini ele alacağız.

Türk Hukukunda Force Majeure: Temel Unsurlar

Türk Borçlar Kanunu mücbir sebep kavramını doğrudan tanımlamamıştır; bu boşluğu doktriner yorumlar ve Yargıtay içtihadı doldurmuştur. Yerleşik anlayışa göre bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için dört koşulun bir arada bulunması gerekir:

  • Öngörülmezlik: Olayın sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülmemiş ve öngörülmesinin de mümkün olmamış olması.
  • Kaçınılmazlık: Makul bir özeni gösteren tarafın dahi olayı önleyememesi.
  • Dışsallık: Olayın borçlunun etki alanı dışında gerçekleşmesi.
  • Nedensellik bağı: Olayın doğrudan ifayı imkânsız kılması; ekonomik güçleşme tek başına yeterli değildir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023 tarihli kararında özellikle vurgulanan husus şudur: ham madde fiyatlarındaki ani artış ya da döviz kurundaki sert değişim, kural olarak mücbir sebep değil, uyarlama talebine konu olabilecek "aşırı ifa güçlüğü" kapsamında değerlendirilmelidir. Bu ayrım uygulamada son derece kritik sonuçlar doğurmaktadır.

Sözleşme Kaleme Alımında Yapılan Yaygın Hatalar

1. Listeleyici yaklaşım: Sözleşmeye "salgın hastalık, deprem, sel, savaş…" gibi örnekler sıralandığında, liste dışında kalan olaylar mücbir sebep sayılmaktan çıkabilir. Karşı taraf avukatının listenin sınırlı sayıda (numerus clausus) olduğunu savunması durumunda uzun süren hukuki tartışmalar kaçınılmaz hale gelir.

2. Bildirim yükümlülüğünün zayıf tutulması: Pek çok sözleşmede "mücbir sebep gerçekleştiğinde taraf karşı tarafı derhal bilgilendirir" gibi muğlak ifadeler kullanılmaktadır. Buradaki "derhal" ibaresi ne kadar süreyi kapsamaktadır? 48 saat mi, 7 gün mü? Bu belirsizlik, bildirimi geç yapan tarafın mücbir sebep hakkını kaybetmesine yol açabilmektedir.

3. Sonuçların yeterince düzenlenmemesi: Mücbir sebebin süreyi askıya mı aldığı, fesih hakkı doğurup doğurmadığı ve bu süre aşıldığında ne olacağı açıkça yazılmadığında taraflar ciddi bir belirsizliğe sürüklenmektedir.

2025 Yılının Öne Çıkardığı Yeni Riskler

Siber saldırılar ve dijital altyapı çöküşleri: Yargı, siber saldırıyı geleneksel anlamda mücbir sebep olarak değerlendirmeye henüz tam olarak alışkın değildir. Ancak bazı tahkim kararlarında yeterli siber güvenlik önleminin alınmamış olması, kaçınılmazlık koşulunu ortadan kaldırmaktadır.

İklim olayları: Aşırı sıcak dalgaları, erken don ve su kıtlığı; tarım, lojistik ve enerji sektörü sözleşmelerinde giderek daha sık gündeme gelmektedir. Bu olayların "öngörülmezlik" eşiği her geçen yıl yükselmektedir; zira iklim değişikliği artık öngörülür bir risk olarak kabul görmektedir.

Jeopolitik yaptırımlar: Bir tedarikçinin yaptırım listesine alınması durumunda sözleşmenin ifası imkânsız ya da yasadışı hale gelebilir. Klasik force majeure maddeleri bu senaryoyu genellikle kapsamamaktadır.

Yapay zeka kaynaklı hizmet aksaklıkları: SaaS tabanlı kritik iş süreçlerinde platform sağlayıcının algoritmik bir hata nedeniyle hizmet verememesi, yeni bir mücbir sebep soru işareti olarak karşımıza çıkmaktadır.

Pratik Öneriler

  1. Mücbir sebep maddesini kapalı liste yerine açık tanımlı ve genel prensiplere dayalı yazın; örnekleri "bunlarla sınırlı olmaksızın" ibaresiyle verin.
  2. Bildirim süresini net bir rakamla (örneğin 5 iş günü) belirleyin ve bildirimin yazılı yapılmasını şart koşun.
  3. Askıya alma süresinin üst sınırını ve bu süre dolduğunda her iki tarafın fesih hakkını açıkça düzenleyin.
  4. Yaptırım, ihracat kontrolü ve siber güvenlik risklerini ayrı bir madde olarak ele alın.
  5. Uzun vadeli sözleşmelere uyarlama (hardship) maddesi ekleyin; böylece mücbir sebep eşiğine ulaşmayan ama edimi aşırı ağırlaştıran durumlar da kapsam altına alınmış olur.

Sonuç

Force majeure, "standart" bir madde gibi görünse de doğru yazıldığında şirketleri milyonlarca liralık zarardan, yanlış yazıldığında ise beklenmedik tazminat taleplerinden koruyabilir. 2025 risk ortamında bu maddeye ayıracağınız birkaç saat, ileride haftalarca sürebilecek dava süreçlerinin önüne geçebilir.

Kategori: hukuk