Değişimin Arka Planı
Türkiye, 2024 sonu itibarıyla kurulu gücünün yüzde kırkından fazlasını yenilenebilir kaynaklardan elde eder hale geldi. Bu dönüşüm, piyasa düzenleyici açısından yeni sorular doğurdu: Artan üretim dalgalanmaları nasıl fiyatlanacak? Şebeke dengeleme maliyetleri kime yüklenecek? İkili sözleşmelerin uzun vadeli fiyat yapısı, EPDK'nın temel tüketici koruma ilkeleriyle nasıl bağdaşacak?
EPDK'nın Ocak 2025'te yayımladığı yönetmelik, bu soruların büyük bölümüne yanıt vermeye çalışmaktadır. Ancak sektörün anında uyum sağlaması gerekmektedir; zira düzenleme, yürürlük tarihinden önce imzalanmış sözleşmelere de kısmi uygulama alanı bulmaktadır.
Yönetmeliğin Getirdiği Temel Değişiklikler
1. Referans fiyat mekanizması: Yönetmelik, ikili sözleşmelerde fiyatın "piyasa referans fiyatı" ile ilişkilendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Sabit fiyatın piyasa referans fiyatının belirli bir bant dışına çıkması halinde sözleşme otomatik olarak revizyon sürecine girmektedir. Bu durum, sabit fiyatlı uzun vadeli PPA modelinin geçerliliğini fiilen kısıtlamaktadır.
2. Dengeleme sorumluluğunun yeniden dağılımı: Önceki düzenlemede dengeleme maliyetlerinin büyük bölümü sistem işletmecisi üzerinde kalıyordu. Yeni yönetmelikle birlikte, tahmin hatası belirli bir eşiği aştığında bu maliyet üreticiye ya da ikili sözleşme tarafına yansıtılabilmektedir. Bu değişiklik, özellikle güneş ve rüzgâr santrallerinin operatörlerini doğrudan etkilemektedir.
3. Şeffaflık ve raporlama yükümlülükleri: Yönetmelik, ikili sözleşmelerin temel ticari koşullarının EPDK'ya bildirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kurul, raporlanan verinin kamuya açılmayacağını açıklasa da sözleşme gizliliği anlayışının bu yükümlülükle nasıl bağdaşacağı tartışmalı olmaya devam etmektedir.
Yatırımcılar için Risk Haritası
Fiyat riski: Referans fiyat bandı dışına çıkıldığında revizyon mekanizması devreye girmektedir. Pek çok mevcut sözleşmede bu mekanizmayı tetikleyecek eşikler bulunmamaktadır. Bant dışı kalan sabit fiyat, teorik olarak sözleşmenin geçerliliğini sorgulatabilir; bu nedenle mevcut portföylerin ivedilikle hukuki değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
Dengeleme riski: Tahmin metodolojisi yetersiz olan santral operatörleri için maliyet artışı söz konusudur. Makine öğrenmesi destekli üretim tahmini sistemleri artık lüks değil, zorunluluk haline gelmiştir.
Mevzuat uyum riski: Raporlama yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde idari para cezası uygulanacaktır. Ancak asıl endişe mali yaptırımdan değil, EPDK'nın raporlama verilerini inceleyerek sözleşme koşullarını sorgulamaya açması ihtimalinden kaynaklanmaktadır.
Sözleşme revizyonu riski: Revizyon sürecinde tarafların mutabık kalamaması halinde Kurul'un belirlediği fiyat esas alınmaktadır. Bu mekanizma, müzakere gücü düşük olan küçük üreticiler için ciddi bir değer kayıp riski taşımaktadır.
Yeni Sözleşmeleri Nasıl Yapılandırmalı?
- Hibrit fiyatlandırma modeli: Sabit bir taban fiyat ile referans fiyata endeksli değişken bileşeni harmanlayan yapılar, hem öngörülebilirliği sağlamakta hem de yönetmelik uyumunu kolaylaştırmaktadır.
- Dengeleme maliyet paylaşım formülü: Taraflar arasında dengeleme maliyetinin nasıl bölüşüleceğini açık bir formülle belirlemek, ilerideki anlaşmazlıkları önlemektedir.
- Düzenleyici değişiklik maddesi: EPDK'nın ilerleyen dönemlerde yeni düzenlemeler yapabileceği gözetilerek, mevzuat değişikliğini tetikleyici olay olarak tanımlayan uyarlama maddesi artık zorunlu bir unsur haline gelmiştir.
- Kontrollü çıkış şartları: Revizyon sürecinin sonuçsuz kalması ya da Kurul fiyatının kabul edilemez bulunması halinde her iki tarafın da kontrollü çıkış yapabilmesini sağlayan hükümler eklenmelidir.
Sonuç
Yönetmelik, halihazırda müzakere sürecindeki sözleşmeleri de kapsamaktadır. Bugün imzalanacak bir PPA, eski düzene göre değil yeni kurallara göre incelenecektir. Portföydeki mevcut sözleşmeleri gözden geçirmek ve yeni sözleşmeleri bu parametreler çerçevesinde kaleme almak için harekete geçilmesi büyük önem taşımaktadır.